hangi ayrılık

22/2/2008 -Kategori: Yazilar

HANGİ AYRILIK?
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?
hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?
Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?
Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?
Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?
Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?
Bu Nasıl Ayrılık?...

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

yazık oldu..

22/2/2008 -Kategori: Yazilar

Geçirdigimiz o kadar seneye bugün yazik oldu tüm hatiralari diri diri mezara gömdüm kefensiz senin bu kadar nankör oldugunu tahmin edememistim demek bu kadar degersizim artik çok degil 1 sene öncesine kadar bugün yüzüme bakmadigin kaldirimda senin yanindaydim aslinda bana bunu o mekanda yapmayacaktin seni ilk orada görmüstüm bu her seyi bitirdi senle ilgili lise defterimde seninle ilgili siir yok artik sayfalari kopartip attim çöpe belki benim gibi bir seven bulur Onu hak ettigi kiza armagan eder ama söylemeden edemeyecegim kilo almissin bunu sana kizdigim için degil zaten her sey ortada simdi gördüklerim rüya demeliyim ama degil gerçek keske sarhos olup bunlar yalan ayilsam yanimda da sen olsan ama yok böyle bir sans merhaba demen yeter di bana yine de canin sag olsun ben ise dudagim arasina kilitlenmis sarkidayim gidelim buralardan dayanamiyorum senin bu vefasizligina dayamiyorum ve gidiyorum vefasizlarin olmadigi yere belki hatani anlar dönersin ama dönüp beni orada da mutsuz etme sen kal oldugun yerde ben baska bir sey istemiyorum... 

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

Ve Ben Büyüdüm

22/2/2008 -Kategori: Yazilar

Masal anlatilirdi eskilerde bizlere, büyüdükçe hikayeler okumaya basladik. Masal okudugumuzda çocuk musun diye alay edilmeye baslandi. Büyümek; çok içten anlatilirdi. Her sözde büyüyünce ne olacaksin? Denilirdi de bir sey hep unutulurdu. Büyüdük ne aci? Masal yasanamazmis oysa hikayeler yasanirmis. Masallar ondan olsa gerek hep güzeldir. Çocukken bunlarin en azindan bir kismi yasanir derdin ama olmadi. Ben çabuk büyüdüm galiba (!) hikayeler, romanlar okurdum. Feride Kamuran'dan ayrilmis, Kamuran onu aldatmis, Ya Sarah'i zorla evlendirmeleri, bir de Mori'den ögrendim hayatin gerçeklerini... Ürperdim, yasadiklarim daha kötüyken, bunlar beni bu kadar ürkmemeliydi. Demek ki yasadikça idrak ediliyor bazi seyler, sineye çekiliyor. Feride aldatilmisti da sanki aldatilmamis miydim. Sevgimi kandiramadi yarim, öyle bir dürüstlükle bekledim ki; ne zaman dönecegi belli degilken, bir gün ansizin döndügünde dünyalar benim olmustu. En çok güvendigim insan aldatarak vermisti bana dürüstlügün karsiligini, o bile inanamadi bu kadar büyük aska, kaldiramadi... Sevenlerin kavustugu romanlarda varmis, mutlulukla biten hayatlarda sevenlerin kavustugu romanlar da varmis. Herhalde ben bulamadim ya da buldugumda onu da digerleri gibi zannedip umursamadan firlattim.

Bir avukat olmak istemistim ama vazgeçtim. Bu kadar iyi oynayan insanlari savunamazdim, onlara kizip kendimi kaybederdim. Sosyolog olmayi düsündüm. Sonra merak ettim insanlara neleri, niçin yapiyorlar? Onlari kendimle endeksleyip mi varacaktim olayin köküne... Sadece Mori'nin yerinde olmak istedim bu kadar romanin arasinda... Bir insan hayatin acilarina nasil bu kadar iyimser bakabilirdi? Nasil kendini bu kadar sevdiklerine adayabilirdi bilinmez. O öyle bir insan ki; bir gün als gibi bir hastaliga yakalanip, bu hastaligin en sonunda onun en çok sevdigi seyi meslegini alacagini bile bile o hayata gülüyor ve onla alay ediyordu. Nasil bir hastalikti ki bu vücut bütün islevini kaybediyordu gün geçtikçe!! Ve Mori eks olmustu ama o bunu önceden bilmesine ragmen çok mutluydu. Kaç kisi onun gibi olabilir acaba? Kaç kisi "Bu kültür bana uymuyorsa, ben ona hiç uymam" diyebilir. Hayatin gerçekleri, o kadar siradisi olmus ki su zamanda, bilinmezlik içinde kaç kisi neler yasiyor bilinmez. Aslinda hayatimiz bir hikaye dahi olmadi. Bunun yeni bir adi var ad bulamiyorum. Oysa simdi kiymetini bilmedigimiz, kaybettigimiz yazarlarimiz olsaydi çok sey söylerdi bunun üzerine? 

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

Sana acıyorum,

22/2/2008 -Kategori: Yazilar

Sana acıyorum,
Kendime acıyorum belki bundan zevk alıyorum
Ama sana acıyorum
Ve kahrediyor beni her gün daha fazla...
Nasıl böyle sevdim, nerede hata yaptım diye
Düşünmekten alamazken kendimi
Halen nasıl böyle sevdiğime de şaşıyorum...
Yüreğimin sana boyadığım rengini silmek geçiyor aklımdan,
Aklımdan geçen gözyaşlarım, sana boyadığım yüzümdeki
Boyayla birlikte düşüyor yere,
Sensizliğimi Umutlarla avuttuğumu bilmeden,
Her şeyimi alırken sen,
Ve bana lazım olur diye bir küçük umut bile bırakmadan
Çekip giderken, yüzündeki o menfaat gülümsemeyle
Arkanda bıraktığın her sözcükten yeni bir tabut yapıyorum kendime.

Dizlerine yatırdığım sabahları unuttun
Kollarımın arasına teslim ettiğin uykularını,
Asi ruhumu dizginleyen aşık sesini duyurmuyorsun artık,
Emanet ettiğin yaralarıma artık tütün basıyorum,
Baldıranla ovuyorum, kanayan yüreğimi,
Beni artık şehitler arasında ara,
Özlersen, beni uçurumların dibinde bekle...

Dudaklarımdan çıkmıyor artık, sana yaşatacaklarım,
Sana yaşatamadıklarım, çok derin yaralar halinde,
Yerlerini almış durumdalar iki dudağımın arasında.
Seni beklemenin, seni özlemenin
Özlesem de gelmeyeceğinin,
Gelsen bile eskisi gibi
Bedenimde yatıya kalmayacağının
Zorla ezberletildiği
Henüz reşit olmamış yasak aşkım
Ç****izlik içinde kıvranıyor şimdi,
Ben bileklerimdeki ustura izlerini öperken...
Özgürlüğüm; can verdiğinde,
Sen uyurken başucunda,
Bana bunları da yaşatacağını nerden bilebilirdi?

Sana acıyorum,
Tüm kapıları sana açıyorum bilmesen de,
Bensiz geçtiğin her kapı infazım oluyor,
Görmüyorsun...

Çok kolay öpebilirdim seni
Çok kolay sahip olabilirdim ben'liğine, herkes gibi
Bir cesete bile karşı koyacak gücün yoktu,
Seni güçlendirirken günden güne,
Her gece yarasalar düşlerimi kemiriyordu,
Dayanacak gücüm yoktu,
Ama hep zulada senin için saklıyordum ne gücüm varsa.

Seninle ışıkları söndürmek de mümkündü,
Ve tüm çektiklerime ortak etmek seni,
Dokunmaya kıyamadığım saçlarını
Tel tel terketmek yataklarda;
Git diyecek gücün yoktu.
Yutkunduğunda gecenin buğusundaki sesime karşı
Avaz avaz bağırmana aldırmadan,
Dünyanın en acımasızları arasında
Kendime itibar edinmek kolaydı.
Yalancı aşklarının uğultularını dinleyerek geçerken saatler,
Beni sevmediler diye ağlarken sen yüzüme,
'şu adam rüyama girdi,
Bu kadın önümden geçti,
Cebim para doluydu,
Anneme köpek saldırdı' gibi içinde kalanları
Anlattığında kimse dinlemiyorken seni
Suratının ortasına 'onlar senin sorunun' diyip
Çarpıp çıkmak vardı kapıyı
Hiçbir şey diyemez oturup ağlardın,
Yine umutlarını bana bağlardın...

Sana acıyorum çünkü bana yetemedin,
Beklemesem bile
Sevgimin karşılığını veremedin,
Ben;
Ne de olsa beni de seven var diye
Göğsünü gere gere dolaşmanı isterken sokaklarda,
Bundan aldığın güçle küçümsedin beni, sen...

Sana seviyorum demek çok zordu,
Sana sevmiyorum demek imkansız
Ama
Seni görmemek kolay,
Dokunmamak, öpmemek,
Beni sev diye beklemeden,
Sadece bendeki aşkla avunmak kolay,
Ne kadar zor olsa da kolay karşılıksız sevmek seni,
Ben yeterim kendime,
Kendi içimde,
Kendi yangınımda ısıtırım soğursa yüreğim...
Sen yok olacaksın,
Canım dediklerin canını isteyecek senden,
Gülüm dediklerin dikenlerini hayallerine saplayacak,
Aşkım dediklerin aşkını ezip geçecekler,
Aşksız kaldığına ağlayacaksın bu defa,
Beni bir defa küçümsedin,
Bin ömür ağlayacaksın.

Aşkımı bu halde gördüğüm için çok üzgünüm
Seni bu halde görmeye dayanamıyorum,
Kimbilir benimle yaşadıklarına kim el koydu,
Kim yasakladı bana söylediğin seviyorum'lu kelimeleri
Kim yalan yere yemin ettirdi sana
Ömür boyu seveceğim diye.
Ben koca hasretleri eritmeye çalışırken, düşevlerimde,
Kana boyarken hüznümü,
Beş para etmez jiletlerin öncülüğünde,
Seni kim gönderdi,
Aşkımı kundakla diye...

Ben tüm dünyayı kurban etmeye and içmişken
Sadece aşkın için
Nereden çıktı bu suni dost duruşların?
Bahanesi nedir bu yapmacık susuşun?
Geceleri benden hınç alır gibi sevişmen nedendir?
Ben mi düşürdüm seni
O aç insan kalabalığına,?
Ben mi vurdum seni, güpe gündüz, ulu orta?
Ben mi çaldım ekmeğini sofra vakti?
Ben mi kilitledim seni o yapmacık hayata?
Hapsolduğun tüm zindanların anahtarlarını benden almadın mı?
Üzerine bol gelen özgürlüğünü başucuna ben bırakmadım mı?
Gözlerini umuda ben boyamadım mı?
Üşürsün diye, gece gündüz aşkımı üzerine yorgan yapmadım mı?
Tüm tuzaklarına düşmedim mi senin?
Herkesten, herşeyden vazgeçip sırf senin, seninle olmadım mı?
Hayatımı harcamadım mı senin için?
Sus....
Ben biliyorum...

Seni Seviyorum...

Seni seviyorum,
Taşıyamasan da, katlanamasan da,
Korksan da bunu yüzüne söylememden,
Benimle birlikte yaşamaktan korkup,
Uzak tutmak için beni kendinden,
Benimle savaşsan da,
Değişmeyecek.

Beni yenmiş olmanın gururunu ve
Beni böyle ç****iz bırakıp
Oyun oynadığına inandırarak,
Kazanılmış bir zaferin derin sarhoşluğunu,
Büyük mutluğunu yaşıyorsun şimdi
Halime gülüyorsun,
Aşkım;
Beni öldürüyorsun,
Uzaklaşıyorum senden ve
Bu ısmarlama aşktan,
Sana tüm verdiklerime rağmen,
Bir çingene açlığıyla
Gördüğün en küçük aşk parçasına bile saldırırken sen,
Seni böyle gördüğüm için, son derece huzursuzum.
Kimsin, neredesin, nasılsın bilmiyorum,
Beni sevdiğin için mi,
Bana katlanamadığın için mi
Sana yetmediğim için mi,
Yapıyorsun bunları bilmiyorum, bilemiyorum...

Bu şehri, bu hayatı ve bû-sen'i,bırakıyorum.
Çok acı;
Sana acıyorum,
Bensiz kaldığında başına gelecekleri düşünüp,
Ne kadar güçlüyüm desen de,
Ne kadar ç****iz, ne kadar umutsuz, yıkık, biçare,
Ne kadar zayıf kalacağını düşünüp acıyorum sana.

Bana nasıl yaşamam gerektiğini öğretiyorsun,
Diğer insanların da sevmediğini, sevmeyeceklerini
Aşılıyorsun bana bilmesen de,
Üzgünüm...
Kendime acıyorum, bir oyuncu olacağım için...
sana değil asla, sana olmayacak...

Vazgeçilmiş düşlerin, ezilmiş gülüşlerin arasından,
Küçük tefek, tane parça, oldukça kaçamak,
sarılıyorum bende kalan parçalarına,
sarıldıkça acıyorum en küçük parçana,
sarıldıkça elveda...
Yazık...

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

Özlediğimiz sevgiden

22/2/2008 -Kategori: Yazilar

Bize sevmesini öğretmediler sevgili,bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler.Hep bekletmeyi.,.hep ertelemeyi...bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,biz hep uzaktakini sevdik sevgili...yanımızdakini değil,odamızın duvarının arkasındakini değil,birşeyler paylaştığımızı değil,uzaklardakini,ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik...Yanımızdakileri kırıp geçirdik,incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri...
Özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili. Sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı. Kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.Bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,küçümsedik onların sevgisini,yeni heyecanlar arama isteği vardı.Bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk. Gözümüz hep uçan kuşlardaydı.Yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz. Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inançsız olan bizdik...Bir insan bizi sevmeye başladığında,yenildiğinde sevgimize;ondan uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz. Ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık. Çünkü biz sevilmeye alışmıştık, hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, kokularına. Kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde. Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk. Sınırlar erir, karışırdı herşey. Öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı ama onu kime vereceğimizi şaşırdık. İnanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize. Çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye...Çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi. açılamıyorlardı,kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı, sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize,sevgiye geçit yoktu.Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında.Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri.
Aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.Kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili.
Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık...Birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden,birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya....
Aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk.Yürürken sokakta karanlıklar eşlik ederdi yalnızlığımıza.Sokağın sonunda o gökyüzünün yalancılığı bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz aşklarıda...
Biliyormusun bugüne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.Aslında onları tanımıyordum ben,ama yinede ihtiyacım vardı sevgilerine .Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar,onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben...
Bir tek seni tanıyorum aslında ben...Bir tek seni...
Dinliyorum anlat hadi...Demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden......

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

miShi

Powered_by Mishi ©

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Designed by In Obscuro